Labels

Tuesday, November 13, 2012

Kanatsiz Kuslar


Yazar: Louis de Bernieres
Yil : 2004
Orijinal isim: Birds without wings

Gectigimiz Eylul ayinin baslarinda canimdan cok sevdigim yakinimin tavsiyesi uzerine Fethiye'ye bagli hayalet koye donmus olan  Kayakoy'u ziyaret etmistim. Tastan yapilmis yuzlerce evin bulundugu tepecikte tek bir evin bile kullanilmiyor olmasi gercegi koyun hikayesini bilmeden bile insana huzun verebiliyor. Tabii hikayeyi ogrendiginizde bu ziyaretten buruk bir sekilde ayrilmak zorunda kaliyorsunuz.

Koydeki kiliseleri ve sapelleri incelerken biranda agaclarin arkasinda duran yaslica bir teyze "dikkat et" diye seslendi.  O anda babam ve ben kisa bir sure irkildikten sonra teyzeye ne yaptigini sorduk. O da "golgeleniyorum" dedi. Bu evleri yakindan gormek icin bilet alinmasi gerekirken bu teyzenin oralari sadece golgelenmek icin kullaniyor olmasi sasirticiydi elbette. Sonra teyzeye ben (nedense) ismini sordum. Zamaninda ailesi goce zorlanmis ve kendisi bir sekilde kalmak zorunda kalmis bir kiz cocugu olabilecegini aklimdan gecirdim ve sanki Rumca bir isim bekler gibiydim. Ama teyzenin tavri netti: "Ne edecen ismimi?". Sonra babam buralara ne oldugunu sordu. Teyze tek cumleyle ozetledi: "Bir gecede gittiler!"Daha sonra ekledi: "Ama beni hala ziyarete gelirler." Teyzenin akil sagligi ne kadar yerindeydi ve dedikleri ne kadar dogruydu bilmiyoruz ama "Bir gecede gittiler" derken babamin da benim de icimiz ciz etmisti.

Daha sonradan bir yakinimin bu olaydan bagimsiz olarak bana hediye ettigi "Kanatsiz Kuslar" kitabina basladim. Kitapta adi gecen Eskibahce koyu tam da bizim birkac ay once ziyaret ettigimiz Kayakoy'u anlatiyordu. Dogal guzelligi bir yana, farkli milletten, dinden insanlarin birarada mutlu bir sekilde yasadigi koyun sonradan bir hayalet koye donusecegini inanmak istemiyor insan fakat kitap bu sureci cok guzel akici bir sekilde anlatiyor. Osmanli imparatorlugunu dagilmak uzere oldugu zamanlardan baslayan kitap Cumhuriyet'in ilk yillarina kadar Eskibahce'deki karakterler uzerinden bir ulkenin kurulusunu ve bu ugurda yapilan mucadeleyi resmediyor. Turkiye Cumhuriyeti'nin kurulusu soz konusu olunca hemen karsi kiyida Selanik'te dogan Mustafa Kemal'den bahsetmemek de olmaz tabii ki. Mustafa Kemal'i de alistigimizin disinda daha cok insani yonden hirslariyla, asklariyla ve hayal kirikliklariyla taniyoruz.

Kitapta imam olan Abdulhamit bey ile peder olan Kristoforos farkli dinlerin onde gelenleri olmalarina ragmen cok iyi dostturlar ve hem Hristiyanlar hem de Muslumanlar tarafindan ayni saygiyi gormektedirler.  Hatta birbirlerine "Kafir Efendi" diye hitap etmektediler. Benzer sekilde farkli dinlerden olanlar arasinda en guzel dostuklara ve asklara tanik oluyoruz kitapta. Musluman olan Karatavuk ile Hristiyan olan Mehmetcik'in kitabin basindan sonuna kadar tanik oldugumuz dostlugu, guzeller guzeli Philothei ile keci cobani Ibrahim arasindaki ask yalnizca birkac ornekten biri.

Osmanli zamaninda bu din irk ayriminin olmadigi, Turklerin Rumlarin ve Ermenilerin ferah icinde birarada yasadigi bu guzel kasaba 1923'te yeni cumhuriyetin kurulmasi ile butun harmonisini kaybeder. Artik insanlar kendilerini Osmanli olarak degil Turk, Rum, Ermeni olarak tanimlayacaklardir. Ulus devletlerin kurulmasinda kacinilmaz olan milliyetcilik Anadolu'ya da ugramistir. Dinlerine gore kimlikleri tekrardan tanimlanmis olan halklar goce zorlanirlar ve iki taraf da gelecekte kapanmasi cok zor olan yaralar alirlar.

Gunumuz Turkiye'sinde yeni Osmanliciligin tekrar gundeme getirildigini ve cumhuriyetin kurulus ilkelerinin sorgulandigini ve cumhuriyetin kazanimi olan aydinlanmaciligin yok olma tehlikesinde oldugunu goz onunde bulundurursak, Osmanli donemine ovgu yaparken daha da dikkatli olmak gerektigini dusunuyorum. Kuskusuz yeni cumhuriyetin kurulusunda Ermeni ve Yunan halkina karsi hatalar yapilmistir ve bunlarin sorgulanmasi gerekir. Fakat cozumu cumhuriyete gore daha geri bir yonetim sekli olan Osmanlicilikta aramak bizleri bir arpa boyu ileri tasimayacaktir.

No comments:

Post a Comment