19. yüzyılın sonunda genç bır adam düşünün. Büyük umutlarla Arjantin'e gelmiş. Zengin olup ülkesine dönme hayalleri kurarken işlerin istediği gibi gitmediğini görüp uzun süre daha Arjantin'de kalmaya karar vermiş. Hal böyle olunca da aile kurma hayallerini de Arjantin'de gerçekleştirmeye karar vermiş. Fakat içinde bulunduğu toplum daha çok erkeklerın egemen olduğu toplumdur. Bu şartlarda bırakın hayalindeki kadını, kadınlarla tanışması bile neredeyse imkansızdır. Yalnızlıklarından kurtuluşu ya bir fahişenın kollarında ya da bir kadınla Tango yaparken bulabilirler. Ve Tango adeta kaçınılmaz bir ihtiyaç haline gelir bu yalnız ve fakir adamlar için.
Ama erkeklerin çok sayida olduğu ve kadınların çok az bir kısmının Tango yaptığı bir toplumda güzel bir kadınla dans edebilmek için çok iyi olduğunu ispatlamak gerekmektedir. Bunun için Arjantinlı erkekler yılmadan usanmadan sonunda alacakları mükafakatları düşünerek çalışırlar. Milonga'da (Tango partileri) bir kadınla dans edebilmek için en az üç sene yoğun bır tempoyla çalışırlar ve bunun ilk 9 ayı sadece kadın rolünü öğrenerek geçer. Hatta neredeyse hergün gittikleri Practica'lar aynı zamanda sosyalleştikleri bir ortama dönüşür. Erkekler ve kadınlar beraber gitmezler derslere böylece kadınlar erkeklerin hangi dans hareketini yapacaklarını tahmin edemezler ve tamamen hissettikleriyle hareket ederler.
Milonga için yeterli seviyeye gelen erkekler dans etmek istedikleri kadınlarla göz kontağı kurmaya çalışırlar ve kadının kendisini gülümseyerek ya da başını sallayarak kabul etmesini beklerler. Gözlerle bu anlaşma sağlandığında, erkek kadının yanına gider ve ona piste kadar eşlik eder, danstan sonra da aynı yere geri bırakır. Böylece danstan sonra dengesini kaybetme ihtimali olan kadın güvenli şekilde yerine döner. Aslında gayet maço bir yapısı olan bir toplumda bu tarz davranışlar, maçoluğun sanıldığının aksine Tango'ya yansımadığını gösterir. Günümüz toplumlarının daha az maço karakteri olup Tango'da daha maço olunması da enteresandır.
Diğer danslardan farklı olarak Tango'da kalpler ve yüzler karşı karşıyadır ve bütün dans boyunca bunu korumak şarttır. Eğer partnerler arasındaki bağlantı yeterince güçlü değilse kalpler birbirinden uzaklaşmaya başlar ve Tango'nun ruhu kaybolur. Fakat kalpler arasındaki bağlantı kurulduğunda iki partner de adeta bir meditasyon moduna geçer ve sanki 4 bacakli, kocaman yürekli estetik bir şekilde yürüyen bir sanat eserine dönüşür. Bu moda geçebilmek için, erkeğin kadını güvende hissettırmesi ve kadının da erkeğe güvenip beyninin sol lobunu kullanmayı biran bırakıp erkeğin kalbini taşımasına izin vermesi gerekir. Bundan sonrası sokakta yürümek kadar kolay ve özgür olmalıdır böylece müzik eşliğinde iki kalp, iki ruh bir bütün olup ayaklarıyla resim yaparlar.


