Yazar: Tahsin Yücel
Yıl: 2010
Tahsin Yücel Sonuncu romanında mükemmel denilebilecek gerçekçi bir ortamda gerçekliğe uymayacak kadar garip bir işe kalkışan Selami Harici'nin hikayesini anlatıyor. İstanbul'un soylu ailelerinden birinin çocuğu olan Selami Bey hiçbir zaman maddi kaygısı olmadan yaşamış ve Fransa'nın köklü okullarından Sorbonne'da felsefe doktorası yapmıştır. Kendisini çok seven karısı Zarıfe Hanım ve dört çocuğu ile mutlu yaşadığı orta yaşlarında Serencam isimli bir kitap yazmaya niyetlenir ve hayatının geri kalanını bu kıtabı yazmaya adar. Bu durum öyle hal alır ki Selami Harici'nin kararlılığı okuyucuyu hem hayran bırakır hem de bir acıma hissi uyandırır. Basıldığında büyüklüğü ile herkesi kendine hayran bırakan Serencam'ı yazarından başka hiçkimse okuyamamıştır. Kendinden sonrakiler de sadece bir baskısı olan dünyanın en büyük kitabının anlamını çözmeye çalışacaklardır. Kitabın sonuna kadar okuyucunun Serencam'ın gizemi konusunda merakını diri tutan roman insan ilişkilerine, toplumsal kurallara ve paranın gücüne önemli göndermelerde bulunyor.
Selami Harici: "Söylemediklerimizin de bir varlığı vardır her zaman, hem de yüklü bir varlığı. Üstelik söylemediklerimizin yanında söylediklerimiz o kadar az şey ki! Ben işte bunların, tüm söyleyemediklerimizin kitabını yazmak istiyorum."
Selami Harici: "Zenginlik aklın baş düşmanıdır, yakaladığı yerde öldürür."
Zarife Harici: "Sonra düşündüm ki babaları tüm o sattıklarını kumar ya da kadın uğruna satmış olsa, bu kadar kızmazlardı belki. O kadarını kendileri de yapabilirlerdi. Ama öyle anlaşılıyordu ki yazınla felsefeyle uğraşmak, bu da yetmemiş gibi bir de yıllar yılı çatı katına çekilip koca bir kitap yazmak kolay kolay bağışlayamayacakları bir şeydi."
Selami Harici: "Özel ad evrenselin düşmanıdır, bütünlük ve sürekliliği yaralar, gerçeklikten kopmamak istiyorsak bunlardan kaçınmamız gerekir."
Serencam: "Her insan sol omzunda bir maymun taşır, sağ omzunda da bir papağan."
Serencam: "Bilinç olmayan yerde devrim olmaz."
Serencam: "Yaşam yolumun ortasında karanlık bir ortamda buldum kendimi."
Serencam: "Dünya dünya olalı böyledir bu: para parayı çeker. Hep aynı yerlerde toplanmaya çalışır o, öncelikle de alçaklara ve sıradanlara gider."
Serencam: "Olağandışı bir durum olur da yolunu şaşırıp bir yoksulun evine girecek olursa, daha da şaşırtıcı oluverir, saniyesinde kirletir adamı."
Serencam: "Başımıza ne bela gelirse, tek bir şeyden, rahat rahat evimizde oturamamaktan geliyor."
Canan: "Sevmek birbirine bakmak değil, birlikte aynı yöne bakmaktır."
Serencam: "Tüm insanlar birbirleri hakkında söylediklerini bilselerdi koca dünyada dört dost bile kalmazdı."
Serencam: "İnsan için en tehlikeli yer neresidir, bilir misiniz? Yatağı... Evet yatağı. Çok sıradanmış gibi görünen bu tuzak tüyler ürpetecek ölçüde öldürücürdür. Düşünün birkez, babanız yorgan altına girmek gibi bir saçmalık yaptığı için ölmüş. Büyükbabanız da öyle, amcalarınız da, dayılarınız da, amcalarınızın, dayılarınızın, halalarınızın, teyzelerinizin çocukları da öyle: yıkım diye buna derim ben. Diyeceğim, insanlar gerçekten önlemci olsalardı, taksilerden, zararsız otobüslerden sakınacaklarına, evlerinde böyle bir eşya bulundurmaya yanaşmazlardı. İçinde kimseciklerin ölmediği bir eşya seçerlerdi dinlenmek için örneğin bir bilardo masası, bir çekmece, bir çamaşır sepeti... "
Serencam: "Ne kadar çok yaşarsam, yaşama bağlılığımı da o kadar fazla duyuyorum, kesinlikle. Gittikçe gömülüyorum onun içine, ona yapışmış, yapışmış, iyice yakalanmışım, Yiyor da yiyorum ağır mı ağır olduğumu duyuyor, yoğunluk içinde uyuyorum. Bir zamanlar bir bıçak ağzıydım, dünyayı yarıp yaşamın içinden geçerdim, Şimdi evren eskiden olduğu gibi şaşırtıcı, tuhaf, beklenmedik görünmüyor gözlerime, Tümüyle doğal görünüyor. Ondan kopmak benim için çok zor olacak, Fazla zamanım da kalmadı kuşkusuz. Yolun en büyük bölümü aşıldı, Hemen şimdi tüm bağları çözmeye başlamalıyım birer birer."







