Labels

Saturday, June 18, 2011

Tarihin Çöplüğü

Bir ulke dusunun, secime hazirlaniyor. Demokratik bir ulkede olmasi gerektigi gibi herkes sandiga gidecek ve tercihini yapacak. Festival havasinda bir secim umit ediliyor.
Bir sabah uyaniyorlar ve bir bakiyorlar, basilmamis bir kitabin yazari tutuklaniyor. "Vardir bir sebebi, ates olmayan yerden duman cikmaz" deniyor. Daha sonra bir internet gazetesine baskin duzenleniyor. "Zaten orduya cok yakinlardi, iyi oldu" deniyor. Hem ulkenin basbakani da demis ya: "Onlar, dusuncelerinden oturu tutuklanmadilar."
Baska bir sabah, ulkenin genclerinin gelecegini tayin eden sinavda sifre, yolsuzluk iddialari ile uyaniyorlar. Ilk aciklama hukumet yanlisi gazeteden "Bunlar secim oyunlari, oyle birsey yok." Daha sonra cumhurbaskani "Ben tatmin oldum" diyor. Normal bir ulkede istifa etmesi gereken kurumun basindaki sahsiyet aynen yerinde duruyor ve olayi basbakandan aldigi kucuk bir fircayla atlatiyor. Bu olayin uzerine giden bir gazeteci de basbakandan tabiri caizse agzinin payini aliyor.
Derken, bir partinin yontecilerinin onemli bir bolumu kaset skandallariyla istifa ediyor. "Yani ozel hayata saygiliyiz tabii ama onlar da evli evli neler yapmislar oyle" deniyor. Basbakan da onlardan farkli dusunmuyor: "Bu ozel hayat degil genel hayattir!" diyor.
Tam secime az kaldi derken, ulkenin onemli bir etnik unsurunun temsilcisi olan partinin adaylarinin secim kurulu tarafindan secime girmeleri engelleniyor. "Canim YSK ozgur bir kurum, hem o adaylar zaten teror orgutuyle baglantili" deniyor. Bunun uzerine olaylar cikiyor ve bir Kurt genci hayatini kaybediyor.
Artik son iki haftaya girmek uzereyiz, su secimler bitsede kurtulsak derken Hopa'da Basbakan'i ve icraatlarini demokratik sekilde protesto eden insanlara polis gaz sikiyor ve bir emekli ogretmen hayatini kaybediyor. Tepkiler ise oncekilerden farksiz: "Ama o da basbakana tas atmis, hem zaten kendisi kalp krizinden olmus" deniyor. O sirada kendisine atilan tastan dolayi yere dustugu iddia edilen ve bu konuda hic bir kanit bulunmayan bir polis, kahraman ilan ediliyor. Basbakan "Servet'ime acil sifalar diliyorum, olen kisinin uzerinde bile durmak istemiyorum" diyor. Bazi iyi niyetli gazeteciler basbakani bu konuda daha yumusak olmasi icin uyarida bulunuyorlar ama nafile, basbakan insan olmayi unutmustur.
Tamam artik bundan sonra herhalde birsey olmaz, secimi sag salim yapariz derken, Hopa'da yasananlari protesto ederken polis tarafindan kalca kemigi kirilan bir kiz icin basbakan : "Kadin midir kiz midir bilmiyorum" diyebiliyor. Artik bu laftan basbakanin destekleyenlerin bile yuzleri kizarirken, yaraticiliklarini kullanarak duzeltiyorlar : "kiz evlenmemis, kadin da evlenmis demek, ne kadar kotu niyetlisiniz" deniyor.
Artik ruh sagligi iyice bozulmus olan halk, su secimlerden kurtulacagi gunu iple cekmeye basliyor. Yoruluyorlar tabii padisahlarinin yanlislarini, yalanlarini duzeltmekten. Onlar da artik yalan soylemeye basliyorlar: "Ulkemizin ekonomisi cok iyi gidiyor, basbakan bizi cok iyi temsil ediyor, su endama baksana Obama bile yaninda kisacik kalmis" diyorlar. Ama bu dediklerine artik kendileri bile inanmiyorlar. Ve biliyorlar ki, eger basbakan bir donem daha secilmezse yalanlari ortaya cikacak ve tarih onlari yargilayacak. O yuzden, iyice arsizlasiyorlar, hircinlasiyorlar.
Bir zamanlar hep gucsuzun ama haklinin yaninda olan halkin icinde "padisahim cok yasa" naralari atilirken, diger taraftan insanligini yitirmemis onurlu insanlar ulkenin en karanlik donemlerinden birinde ulkenin umudu oluyor. Hopa'da hayatini yitiren emekli ogretmen Metin Lokumcu icin tek yumruk olunuyor. Padisahin yalanlarini hic korkmadan cekinmeden desifre ediyorlar. Padisah'in medyasina, yandaslarina ragmen bu insanlar kapi kapi dolasip insanlara onurlu olmayi, dogru olmayi anlatiyorlar. Bikmadan, yorulmadan. Sayilari ne olursa olsun, kendileri insanligin aydinlik sayfalarindan yerlerini alacaklar. "Padisahim cok yasa" diyenler de tarihin coplugunde hakettikleri yeri bulacaklar.

No comments:

Post a Comment